EN

CEM AYDOĞDU

ŞEF & ÖĞRETİM GÖREVLİSİ

Daha bir çocukken yaz tatillerinde ailemle köye gider babaannem ve dedemle tarlada çalışırdım. Bahçe ve tarlalarda çeşitli sebze ve meyve yetiştirir hasat ederdik. Hayvanlardan süt sağıp peynir, yoğurt, tereyağı yapardık. Ormanda dolaşıp çeşitli otlar, yenilebilir yabani meyveler ve mantarlar toplardık. Tandır ateşinde yapılan ekmekler, bazlamalar, çörekler veya kuzina sobasının üzerinde ya da fırınında pişirilen yemeklerin yapılışı hep ilgimi çekmiştir. Gezmeye gittiğimiz çeşitli şehirlerde o yörenin yemeklerini yerdik, pazar ve çarşılarında dolaşıp yöre ürünlerini en taze haliyle alırdık. Şu an bir şef olarak düşündüğümde bütün bunların benim mesleğim için ne kadar önemli olduğunu anlayabiliyorum. Bu şekilde lokal yemeklere, coğrafi ürünlere ve yiyeceğin kaynağından itibaren mutfağa nasıl ulaştığına ilgim profesyonel bir şef olduğumda da devam etti. Yurtiçinde ve yurt dışında görüp öğrendiğim birçok ürün, pişirme tekniği veya tarifi, aşçılık okulunda öğrendiğim bilgiler ve on yılı aşkın meslek hayatımdaki deneyimlerle harmanlayıp mutfağımda uygulayarak misafirlerime sunuyorum…
Yemek yaparken sınırlar veya kalıplar içinde kalmayıp daha evrensel düşünüyorum. Tabii ki bazı klasiklerin de hakkını vererek orijinal şekliyle yapmak da şart. Başta Türk mutfağı olmak üzere çeşitli ülke ve coğrafyaların yemek ve kültürlerini de menümde bulundurmaktan keyif alıyorum.
Farklı bir yere gittiğimizde oranın hangi yemeği meşhursa onu büyük ihtimalle yiyoruz, ya da sırf o yemeği yemek için bir yere gidiyoruz bazen. Bir ülkeye veya bir bölgeye ait bir yemeği yediğimizde ise böyle bir hissi yaşıyor olmamız mümkün. Lezzetler, kokular, renkler size anılarınızı hatırlatabiliyor, bir çorba veya bir yemek sizi başka bir zamana, yaşadığınız bir anıya ya da farklı bir ülkeye götürebiliyor.
Yeme – içme kültürü insanlık var olduğundan beri olmazsa olmaz bir durumdur. Bu demek oluyor ki aşçılık da bu süreç boyunca her zaman var olmaya devam edecektir. Günümüzde mutfak sanatları ve gastronomi gerçekten inanılmaz noktalara ulaştı ve popülerlik kazandı. İnsanın beş duyusuna da hitap edebilecek başka bir meslek var mıdır? 
Aşçılık okulu okumam da ki en büyük etkenlerden biri de yurtdışında çalışma imkanıydı. Geçerli bir yabancı dil ile desteklediğim diplomam ile aşçılık sanatının inceliklerini öğrendiğimde başka ülkelere gidebileceğimi daha en baştan biliyordum. Sonuç olarak da öyle oldu, daha okuldan mezun olduğum ilk yılın sonunda Amerika’da j1 vizesi ile bir iş bulmuştum bile. Orada dünyanın farklı ülkelerinden birçok arkadaşım ve tabii ki birçok da yemek tarifim olmuştu! Hem mesleğim hem de kendim için büyük bir adımdı bu. Özleyerek döndüğüm ülkemde, profesyonel iş hayatıma çeşitli otel ve restoranlarda ara vermeden bugüne kadar devam ettim. Fakat hiçbir iş beni bugün geldiğim nokta kadar gururlu hissettirmemişti. Mezun olduğum üniversitede aşçılık ve gastronomi programlarında öğretmen olarak görev yapmak ve kutsal bir mesleği icra etmek çok mutluluk verici. Bugün hem bir mutfak şefi hem de bir öğretmen olarak tüm bilgi ve tecrübelerimi öğrencilerime aktarmak, aynı zamanda onları bu sınırları olmayan, olanaklarla dolu mesleğe hazırlamak en başta gelen görevimdir.  

 

Yazılan ulusal/uluslararası kitapları:

* “Gastronomi Mirası: Kapadokya Yemekleri” (2021), Demir Özer Ezgi, Aydoğdu Cem, İçigen Melih, KAPADOKYA ÜNIVERSİTESİ YAYINLARI, Editör: Demir Özer, Ezgi. Basım sayısı:1, ISBN:978-605-74760-6-7